25 Temmuz 2012 Çarşamba

Hello from Lionel!



Lionel Richie, Amerikalı soul ve R&B şarkıcısı.
Richie, 20 Haziran 1949 tarihinde Amerika Birleşik Devletleri’nin Alabama eyaletindeki Tuskegee bölgesinde dünyaya geldi. 60’lı yılların ortalarında Commodores topluluğuna vokalist ve saksafoncu olarak girdi. Grup, 1968’de Atlantic Records ile gerçekleştirdiği tek albümlük anlaşmanın ardından Motown Kayıt Şirketi’yle sözleşme yaptı ve Lionel Richie, grubun en öndeki ismi olması nedeniyle 70'li yılların başından itibaren ün kazanmaya başladı.
Richie, 70’li yılların sonlarına doğru diğer sanatçılar için şarkı yazmaya başladı. Kenny Rogers için 1980 yılında zirveye yerleşen "Lady" adlı şarkıyı besteledi. "Share Your Love"ı yazdıktan kısa süre sonra "Endless Love" (Sonsuz Aşk) isimli filmin tema şarkısında Diana Ross ile düet yaptı.
Richie, 1982’de kendi adını taşıyan ilk albüm çalışmasını bitirdi. Motown Kayıt Şirketi etiketiyle yayınlanan ve dağıtımını Universal Music’in üstlendiği "Lionel Richie", sanatçının Commodores kapsamındaki çalışmalarıyla aynı çizgide yer alan 9 şarkısını içeriyordu. Bunlardan en çok ilgi göreni, "Truly" adlı şarkı oldu. Sanatçı 1983 yılında "Can’t Slow Down" adlı ikinci albüm çalışmasını beğeniye sundu. 20 milyon adet satılan ve 2 adet Grammy ödülüne layık görülen albümün öne çıkan parçaları "All Night Long" ve "Hello" oldu. Richie daha sonra "White Nights" (Beyaz Geceler) filmi için "Say You, Say Me" adlı tema şarkısını besteledi. Ardından tüm dünyada ses getiren "We Are The World" parçası için Michael Jackson ile birlikte çalıştı.
1986’da sanatçı "Dancing On The Ceiling" adlı albümünü çıkardı. Ayrıca Lionel Richie, MTV'nin siyah yasağını bozan 3 sanatçıdan (Michael Jackson, Prince, Lionel Richie) birisidir. 2010 yılında Haiti için hazırlanan "We Are The World 25 For Haiti" için Quincy Jonesile birlikte prodüktörlük yapmıştır.

3 Ocak 2012 Salı

Adorable Joan



Sesine çizgisine hayran olunacak bir kadın.Eski kuşağın yakından tanıdığı biri o.Joan Baez.


Joan Baez (d. 9 Ocak 1941), ABD'li folk şarkıcısı ve şarkı yazarıdır. Farklı vokaliyle, aktivist tavrıyla ve politik görüşüyle bilinir. Üç oktav ses aralığına sahip bir sopranodur. Şarkılarının çoğu sosyal konularla ilgilidir.
En çok yetmişlerdeki hit parçaları olan "Diamonds & Rust","The Night They Drove Old Dixie Down","We Shall Overcome","Sweet Sir Galahad" ve "Joe Hill" ile tanınır. Ayrıca, Bob Dylan ile yaşadığı uzun birliktelik; insan hakları, şiddet karşıtı, çevre konularında tükenmeyen aktivist hareketleri ile de akıllarda yer etmiştir. Şimdiye kadar otuzun üzerinde albüm piyasaya sürmüştür ve Türkçe dahil sekiz farklı dilde şarkı kaydı vardır. Şarkı yazarı olmasına rağmen özellikle yetmişlerin ikinci yarısından sonra The Beatles, Jackson Browne, Paul Simon, The Rolling Stones, Stevie Wonder 'ın şarkılarına cover parçalar yapmıştır.
1958 yılında, henüz 17 yaşındayken annesi-babası ve iki kız kardeşi ile birlikte Palo Alto'dan Boston'a taşındılar. Kingston Üçlüsü'nün elemanı Tom Dooley ile birlikte ülkeyi baştan aşağıya gezdiler ve tüm radyolarda boy gösterdiler. Boston Üniversitesi Drama Okulu'na henüz girmiş olan biri olarak, çevresi müzisyen ve Amerikan Folk Müziği'ne tutku derecesinde ilgi duyan arkadaşlar sarmıştı. Etkileyici bir soprano olan Joan'un sesinin doğal tınısı söylediği şarkılara güçlü ve gergin/sinirli bir hava veriyordu. 1959 yılında henüz 18'indeyken, Birinci Newport Folk Festivali'nde sahne aldı. Seçtiği şarkılar, kendi çapındakilere göre farklı duygular taşıyordu. İyi olduğu geleneksel şarkılarda, insanların içinde bulunduğu durumları yansıtan bir tarz vardı.
1960 yılında, Vanguard Record'dan tek başına oluşturduğu ilk uzun çalar albümünü çıkardı. Daha sonra 12 yıl boyunca aynı kuruluştan 14 albüm çıkarmıştı. İlk albümü tamamen bir geleneksel baladlar, blues'lar, ninniler, kovboy tınılarını taşıyan, etnik, eski amerikan ve benzeri şarkılardan oluşan karışımdı. İlk albümlerindeki şarkılardan, "House of the Rising Sun" the Animals grubu tarafından, "John Riley" the Byrds tarafından, "Babe, I'm Gonna Leave You' Led Zeplin tarafından, "Jhat Have They Done To the Rain" the Searchers tarafından, "Jackaroe" Grateful Dead tarafından, "Long Black Veil" ise the Band tarafından söylenmişti. Bunlar diğer grupların kendi repertuarlarına kattıkları şarkılardan sadece bazılarıydılar. Bir çok grup da, onun şarkılarından esinlenerek şarkılar ürettiler.


3 yıl sonra, Bob Dylan ile turlara başladı ve onunla daha sonraki bir kaç yılda folk müziği hareketini tanımlayan ve sembolize eden şarkılar yaptı. Kendi şarkılar yaptığı gibi, çağdaşı diğer müzisyenlerden şarkılar aldı. Şarkılarını aldığı bu müzisyenler arasında, Richard Farina, Phil Ochs, Tim Hardin, Leonard Cohen, Paul Simon da vardı. Repertuarını John Lenon, Mc.Cartney, Jacques Brel, Johnny Cash gibi müzisyenlerle genişletti. Hatta kendi çapındaki Güney Amerikalı Villa-Lobos, Phil Ochs, Nascimento gibi müzisyenlerin şarkılarını da söyledikleri arasına kattı.


Müziği adeta kendi aynası oldu ve toplumsal tepkiler çerçevesinde daima özgürlük, işçi hakları, ağır vergilere yönelik tepkiler ve insan hakları konusunda kendini öne çıkardı. Karşı koyuş ve protestolarla geçen 1963, 1964, 1966 yıllarında yoğunlaştırdığı hareketlerinden sonra 1968 kuşağı içerisinde ve o renkleri yansıtan albümünü kaydetti. Eşi David Harris'in protesto hareketlerini oluşturduğu iddiası ile hapise atılmasından sonra ve Vietnam Savaşı'nın hızının artması ile birlikte Amerika merkezli Liaison Committee ile birlikte Hanoi"ya gitti, Batı Yakası'nda "Amnesty İnternational" (Uluslararası Af Örgütü) kurulması desteği verdi.
Zamanın ünlü grubu the Beatles'in ortaya çıkışı sırasında, bir folk müzik sanatçısı olarak akustik gitarı ile bir çok müzisyenin bakış açısını genişletti ve görüşlerinin özgürleşmesi konusunda katkılarda bulundu. Elektronik destekli müzik yapmaktansa, klasik enstrümanlarla üç uzun çalar albüm çıkardı. Daha sonra, 70'lerin başında Nasville firmasına geçti. Dört uzun çalar kaydı boyunca, firmanın en iyi müzisyen takımı onun arkasında çaldı. 1971'de onun kariyerinin şaheseri, the Band's grubunun şarkısı "The Nihgt They Drove Old Dixie Down" parçasının "cover"inin (yeniden söylenmesininin) kaydı sırasında da arkasındaydılar.


Albümlerinin ruhuna uygun olarak, Güney Asya'daki saldırgan tutumun azalışa geçmesi ile, dikkatini Augusto Pinochet'in diktatörce baskısı altında inleyen Şili'ye çevirdi. Böylece, bu insanlara ithaf olarak İspanyolca albümünü çıkardı. Bu albümdeki "No Nos Moveran" (Biz sürülmeyeceğiz) adlı şarkısı, İspanya'da Diktatör General Franco tarafından 40 yıldan fazla süre ile yasaklandı ve tüm kopyaları toplatıldı. Diktatör Franco'nun ölümünden 3 yıl sonra 1977 yılında ilk defa kendisi, Madrid'deki bir televizyon programında bu şarkıyı söyledi.


1975 yılında kendi çaldığı "Diamonds & Rust" yeni albümünün ana şarkısı olarak ortaya çıktı. Aynı albümde, Jackson Browne, Janis Ian, John Prine, Stevie Wonder & Syreeta, Allman Brothers Band'dan Dickey Betts ve Bob Dylan gibi çeşitli sanatçılardan şarkılar yer aldı.
Üç yıl sonra, Kuzey İrlanda'ya giderek, şiddetin son bulmasına çağrı olarak düzenlenen organizasyonda İrlandalı Barışçılarla birlikte yürüdü. Nüklüer savaş araçlarının dondurulmasına yönelik gösterilerde yer aldı. Ayrıca, eşcinsellerin okullarda öğretmen olmasını açıkça yasaklayan 6'nci Kaliforniya Teklifi'nin geri çekilmesi yararına düzenlenen konserine katıldı. İnsan hakları ve vatandaşlık hakları konusundaki şahsi desteği nedeni ile, Amerikan Sivil Özgürlük Birliği'nin (American Civil Liberties Union) Earl Warren Ödülü'nü aldı. Şahsen Humanitas International İnsan Hakları Komitesi'ni kurdu ve 13 yıl boyunca da yöneticiliğinde kaldı. 1978 ve 1979 yıllarında, yılın en iyi kadın vocalisti dalında, San Francisco Bay Erea Music Award (BAMMY) ödülünü aldı. Avrupa ve Amerika'da 80 yıllarda gerçekleştirdiği seyahatlerinde ve konserleri sırasında kaydedilen videoları ve ses kayıtları yayımlandı.


1983 yılında, Bob Dylan'ın "Blowin' in the Wind" sarkısı ile ilk defa Grammy Ödülleri sırasında bir performans sergeledi. 1985 yılı yazında, dünya çapındaki Live Aid yardım konserlerinin ABD bacağının açılışından sonra, 1969'dan beri yapılmayan Newport Folk Festivali'nin yeniden canlandırılmasında yer aldı. 1986 yılında, Peter Gabriel, Sting gibi sanatçılara katılarak Amnesty Internatonal'ın (Uluslararası Af Örgütü'nün) Umudun Komplosu (Conspiracy of Hope) Turu'nda yer aldı. Onun etkilediği sanatçıların (Gabriel, U2, Dire Straits, Johnny Clegg ve diğerleri) şarkılarının yer aldığı bir sonraki albümü de ayrıca bu turun etkisini taşımaktaydı. Hemen sonra 1986 yılında, nasıl olduysa, ABD Başkanı Ronald Reagan ve Sovyet Genel Sekreteri Mikhail Gorbachev'in tarihi buluşması zamanına denk gelen tarihte, Halkların Zirvesi Konseri'nde şarkı söylemek üzere seçildi. 1989 Prag konseri sırasında şahsen Devlet Başkanı Vaclav Havel, kendi ülkelerindeki Kadife Devrim'de Baez'in etkisinin olduğunu söylemişti.
1993 yılında verdiği Saraybosna Konseri ile, savaş sonrası konser veren ilk büyük sanatçı oldu. Saraybosna'da, savaşın yerinden ettiği göçmenlere hitab etmek için bulunmaktaydı. Sayısız özgürlük ve insani yardım konserlerine ek olarak 1994 yılında San Francisco'daki, Milli Gey ve Lezbiyen Görev Gücü'ne (The National Gay and Lesbian Task Force) para toplamak amacıyla düzenlenen Hak İçin Mücadele Konseri'ne (Fight the Right) katıldı.


2001 yılında Vanguard Records Firması, belki de tek bir sanatçı için yapılan en pahalı bir porjeyi hayata geçirerek, 1960-1972 yılları arasındaki tüm uzun çalarlarını içerecek bir CD serisini oluşturmaya başladı. İki yıl sonra ise, bu çalışmanın uzantısı olarak, Universal Music Entrprises önceki seriden sonra 1976'ya değin çıkan parçaları başka bir CD serisinde topladı. Bu serilerin ikisi de, ek hediyeleri ve tüm geniş kapsamlı bilgileri de içerecek bir şekilde hazırlanmıştı.
2007 yılındaki 49'uncu yıllık Grammy Ödülleri Galası'nda, Baez'in Hayat Boyu Başarı (Lifetime Achievement Award) ödülüne layık görüldü. Bu ödül bilindiği üzere, Akademinin verdiği en büyük ödüldür.
Baez, Nelson Mandela'nın 28 Haziran 2008 tarihinde Hyde Park'da düzenlenen 90'ıncı yaşgünü kutlamalarına katıldı.


Türkiye ile ilgili bir bilgi eklemek gerekirse, 9 Temmuz 2004 tarihinde İstanbul, Cemil Topuzlu Harbiye Açıkhava Tiyatrosu'ndaki konserde Türk Dinyeyicisi'nin karşısına çıktı. Türkiye'de iyi tanınan sanatçı 2010 yılında halen yoğun olarak konserlerine devam etmektedir.
Joan Baez, internette video sitelerinde bulunabilecek Zülfü Livaleni'nin Nazım Hikmet'in "Kız Çocuğu" Şiiri'ne bestelediği şarkısını başarıyla ve kendine özgü tarzı ile tüm müzikseverlere hediye etti.



1 Ocak 2012 Pazar

Music is healer of My Soul!


Son zamanlarda dinlediğim sevdiğim sesler,soluklar..




Dry the River - No Rest


I used to be a king alone
Like Solomon or Rehoboam
And in the eaves the corvidae
did jealous keep my picture frames
and everything did oxidate in place

But then you came, a single cell
with astrolabe and carousel
and algebra and symmetry
and none of this was lost on me
and I could see how still I'd been before

If I don't eat, I don't sleep at all.

Like limbs in procession,
like so many birds,
stampeding like oxen,
our hearts are a herd,
I loved you in the bed,
I loved you in the best way possible,
I loved you in the bed,

Did you see the light in my heart?
Did you see the sweat on my brow?
Did you see the fear in my heart?
Did you see me bleeding it out?

I loved you in the bed,
I loved you in the best way possible,
I loved you in the best way possible,
I loved you in the best way possible,
I loved you in the best way possible,
I loved you in the bed.






-------------------------------------------------------------------------------------------
Angus and Julia Stone - For You



---------------------------------------------------------------------------------------------------------
The Gentle Waves - Pretty Things


------------------------------------------------------------------------------------------------------------
Thirteen Things - Elephant Parade


------------------------------------------------------------------------------------------------------
Little Dragon - Twice  



---------------------------------------------------------------------------------------

The Lighthouse and The Whaler - White Days



--------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
Jay Jay Pistolet - Sing Along!

-----------------------------------------------------------------------------------------------------


28 Aralık 2011 Çarşamba

Dalida ile yolculuk



Dinlemekten oldukça zevk aldığım bir başka ses,bir başka duruş.Dalida...


Dalida (Yolande Christina Gigliotti) (17 Ocak 1933 – 3 Mayıs 1987). Kahire doğumlu İtalyan asıllı şarkıcı, sinema oyuncusu. Kariyerini vatandaşlığına geçtiği Fransa'da yaptı. 55 altın plak  alan Dalida aynı zamanda "elmas plak" verilen ilk şarkıcıdır.


Italyan anne ve babasının meslekleri gereği bulundukları Kahire'de dünyaya gelmiş ve çocukluğu Mısır'da geçmiştir. Babası Kahire Opera Orkestrası'nda birinci kemancı olarak görev aldı. Dalida daha çocukken viyolonsel ve şarkıcılık dersleri aldı. 1951'de bir güzellik ajansına girdi ve ardından da Kahire'de bir moda evinde model olarak çalışmaya başladı. 1954'de Mısır Güzellik Kraliçesi seçildi. Bu yıllarda bir yönetmen olan Marc de Gastyne ile tanıştı ve ardında evlenip Paris'e gitti. Burada eşinin bağlantılarının da yardımıyla bazı filmlerde rol aldı.

Güzelliğine rağmen, ilk filmlerinde pek başarılı olamadı ama varyete şovlar ve kabarelerde Fransızca,İtalyanca,Arapça ve diğer dillerde şarkılar söyledi.Dalida sahne adıydı. Şarkıcı olarak Dalida ismini kullandı.İkinci singılı olan Bambino'yla erken şöhrete kavuştu.1957'de Paris Olympia'nın açılışında Charles Aznavour ile birlikte bulundu ve aynı yıl Gilbert Bécaud'ya vokalistlik yaptı.Daha sonra Türkçe dahil olmak üzere bir sürü dilde şarkılar söyleyen Dalida , dünya turnelerine çıktı.70'lerde Léo Ferré'nin 'Avec le temps' ı, SergeLama'nın 'Je suis malade' ı gibi büyük klasikleri yorumlamaya başladı. 1974 yılında 'il venait d'avoir 18 ans' ve 'Gigi l'amoroso' isimli şarkıları ile dünya çapında ödüller aldı. 1973 yılında ise Alain Delon ile birlikte, o herkesin bildiği efsanevi düet: 'Paroles paroles' u gerçekleştirdi.
Dalida şarkılarını, Fransızca, İtalyanca, Arapça, Almanca, İspanyolca, İbranice, İngilizce, Danca, Japonca ve Yunanca olarak 10 dilde icra etmiştir. Kariyerinde 500 Fransızca şarkı bulunmaktadır. Bunların 200'ü İtalyancaya, 300'ü ise diğer dillere çevrildi. Dünya çapında 150 milyon albüm satmıştır. Aynı zamanda bir sürü ödül kazanan Dalida 55 kez Altın Plak almıştır.



Hayatındaki bu şan ve şöhrete rağmen, kişisel hayatı zorluklarla,dramla ve trajedi ile doludur.1961'de akıl hocası olan Lucien Morisse ile evlenmiştir. Evlilik bir kaç ay sürmüş, Jean Sobieski(Amerikalı Aktris Leelee Sobieski'nin babası) ile ilişkisi başlayınca bitmiştir. 1967'de yeni aşkı olan İtalyan şarkıcı Luigi Tenco intihar etmiş, Dalida da intihara kalkışmıştır. Daha sonra Richard Chanfray ile birlikte gösterişli bir hayat sürdüren Dalida, Chanfray'ın intiharı ile karşı karşıya kalmıştır. Bu acıları es geçip şarkı söylemeye devam eden Dalida kendi anlatımıyla hayatın anlamının küçük olduğunu belirtmiş ve kişiliği geliştirmek için çok zaman harcamıştı. Buna Nepal'a gidip Hinduizm dinini araştırması da dahildir.

3 Mayıs 1987'de Montmartre'daki evinde aşırı dozda uyku ilacı alarak intihar etmiştir.
Şöyle bir not bırakmıştır: Hayat artık çekilmez hale geldi. Beni affedin.
Mezarı Paris'te Montmartre Mezarlığı'ndadır. Mezarında normal haliyle birebir yapılmış bir heykeli bulunmaktadır.
1997'de Montmartre semtinde Girardon ve Abreuvoir caddelerinin köşesindeki meydana büstü konulmuş ve meydanın ismi Dalida Meydanı olmuştur. 2001'de ise Fransız Posta İdaresi adına posta pulu çıkarmıştır.





Dalida’nın söylediği şarkıların Türkçe aranjmanları:

Türk sanatçı, Türkçe aranjmanı, Yabancı orijinali
Alpay Ayrılık Rüzgârı Concerto Pour Une Voix
Alpay Sensizliğimin Şarkısı Aranjuez La Tua Voce
Ay-feri Elveda Şarkılara Et Cetait L’amour
Ayla Algan Gönlümdeki Saraya Salma Ya Salama
Ayten Alpman Ayrıldık Yalnızım Ciao Amore Ciao
Berkant Gönül Ferman Dinlemez Tzigane
Hümeyra Sus Duymasın Ne Lui Dis Pas
Özdemir Erdoğan Matador Les Gitans
Romalı Perihan Görünce Seni Besame Mucho
Selçuk Ural Ay Dede Flamenco
Ajda Pekkan Palavra Parole
Semiramis Pekkan Köy Düğünü Tire L’aiguille
Tanju Okan Aşkı Bulacaksın Gigi L’Amoroso
Zeki Müren Bekleyiş Tire L’Aiguille
Petek Dinçöz Kısmetsizim Flamenco oriental




" Iste Bu Yüzden Sarki Söylüyorum" 
Araliksiz basarilarla dolu 37 yillik sanat yasami boyunca, Dalida bir çok sinema filminin de basrolünde oynadi. Ancak sinema elestirmenlerinden tam not alabilmek için 1986 yilina kadar bekledi. Yusuf Sahin'in yönetmenligini üstlendigi Misir-Fransiz yapimi 'Altinci gün' (Sixieme jour' ) filminin baskahramanini canlandirabilmek için hiç tereddültsüz yaslandirilmasima izin verdi ve son derecede trajik bir hayati canlandirarak sinema severlerin karsisma geçti. Böylelikle Dalida, müzik alanindaki sonsuz basarisini, beyaz perde de kanitlamis oldu. Ancak, bütün o görkemli görüntülerinin altinda tanriçalarin bile ruhlarinda çalkantilar ve kalplerinde yaralar olur. 
Dalida da bu kurala aykiri gelmedi. Trajik kaderlerle beslenen efsane daha en basindan beri harektteydi. Çalisma ve basari dolu bütün bu uzun yillar onu yormus ve bunaltmisti. 
Gün geçtikçe kendini daha da yalniz hissetmeye bas1amisti. Artik o; Röportajlarindan birin de'Sanatta basari1i olabildim, hayatta ise asla!', bir digerinde 'Nasi1 dogacagimi seçemedim, ama nasi1 ölecegimi seçebilirim' diyen inciumis, yarali ve yorgun bir kadindi. Sanat hayati ugrana bir kadin olarak özel hayatini feda etmisti. Ne bir kocasi, ne bir sevgilisi ne de bir çocugu vardi ve de ilerleyen yillar kendilerini yavas yavas hissettirmeye bas1amislardi. 

1983 yilinda 'Bir gün bu sahnelerde ölmek istiyorum' diye haykiriyordu yeni 'hit' parçasinda. Ancak, ölümle sahnede kucaklasmadi...54 yasindayken, 2 Mayis 1987 aksami artik haystin kendisine getirecek hiç bir Seyi kalmadigini düsünerek, Paris'te ki o görkemli evinde alti kutu uyku hapi içerck, bir daha hiç bir zaman uyanmamak üzere uyudu ve ardindan yalnizca kisa bir not birakti: 'Beni affedin! Hayat benim için artik tahammül edilemiyecek bir halde! 
Fransa ve bütün Dünya onun hatirasina saygiyla egildiler... 
1987-2005: Ölümünün ardindan 14 yil sonra, Dalida sanki hala daha aramizda. Orlando'nun piyasaya sürdügü tamamen orkestra teknikleri günümüzle özdeslestirilmis Dalida'nin sarkilarindan olusan 4 c.d satis rekorlari hiriyorlar ve bütün diskoteklerde, radyolarda basi çekiyorlar. Dalida'nin sarkilari; 'Mina Tannenboum','Gazon maudit','Un air de famille' ,' Pédale douce' ,'On connait la chanson','Recto/verso' 'Absolument fabuleux' gibi günümüz Fransiz Sinemasinin en önemli yapitlarinda boy gösteriyorlar. 24 Nisan 1997'de Paris'in Montmartre mahallesindeki bir meydana Dalida'nin adi verildi ve bu meydana Dalida'nin heykeltras 'Alsan' tarafindan yapilmis bir heykeli dikildi. Böylece Dalida, Jeanne d'Arc ve Sarah Bernard ile beraber Paris'e heykeli dikilen üç kadindan biri oldu. 
Kimbilir? Belkide Dalida, daha 1969 yilindaki bir sarkisinda karsiladigi 2005 yilini en dogal sekilde kucaklamak için aramizdan ayrildi ! Sasirtici mi? Tabii ki degil, herseyden önce yildizlar her zaman haklidirlar, özellikle de Misir in kizgin günesinin altinda doganlar daha da güçlü bir sekilde sonsuza dek parlarlar... 



Paris-Kahire Uçai' 1986 Fransa'dan Misir'a dogru uçmakta olan bu uçakta, bir kadin çocukluk rüyasini gerçeklestirmeye hazirlaniyor. 30 yildan daha uzun bir süre, onu dogup büyüdügü sehirden, mahallesinden ayirmisti. Hayallerinden ve güzelliginden baska hiç bir seyi olmayan bir genç kiz olarak ayrildigi Kahire'ye zaferi ve basariyi fazlasiyla elde etmis, mutluluklari ve acilari son dozuna kadar yasamis 'olgun' bir kadin olarak dönüyordu son filmi 'Altinci gün'ü çekmek için...
Dalida'nim kisiligi günümüz müzik dünyasinin halen daha en efsanevi isimlerinden biri olarak yasamaktadir. O,üç kusaga birden hitab edebilmis 30 yildan uzun bir süre zirvede kalmayi basarmis ender sanatçilardandir. Aramizdan ayrilip giderken bize; Her zamanki gibi hiç bir karsilik istemeden binlerce sarki birakti ve sonsuzluga karisarak gitti...






Kahire-Paris UçagI 24 Aralik 1954
Bu uçakta gencecik, efsanevi bir güzellikte, esmer bir kiz hayatinin macerasini yasiyor.
Yer yüzünden kilometrelerce yüksekte; Dogup büyüdügü sehir Kahire ile hayalindeki sehir Paris'in sehir is1klari arasinda ;Doguyla batinin tam ortasinda Yolanda Gigliotti kendini, kafasinda düsledigi hayallere; O saf ama çilginca; basari ve mutlulik arzusuyla dolu hayallere birakiyor. Piramitleri bile yerinden sarsacak bir kararliliga ve azme sahip olan Yolanda sessizce zamanini bekliyor...
"Sen benim alinyazimdin"
17 Ocak 1933 günü Kahire'nin siradan bir mahallesi olan 'Choubra'(Subra) da fakir bir Italyan göçmen ailesi, kizlari 'Yolanda'nin dogumunu kutladilar. I6 yasinda rahibeler okulundaki egitimini tamamlayan Yolanda, bir ithalat-ihracat sirketinde sekreterlige basladi. Bir gün ailesinden gizlice güzellik yarismasina katildi ve birinci seçildi.

Ayni yil sinemaya atildi ve (Bir sigara ve bir bardak) isimli Misir yapimi bir filmde rol aldi. Bu sirada Fransiz bir yönetmenle tanisti ve bu firsatla bir filmde daha rol aldi. Bu filmde genç Yolanda, sürekli sarki söylüyordu sanki asil istikbalinin ses sanatçiliginda olagini bilirmiscesine... Sesinin güzelliginden etkilenen.
24 Aralik I954 günü, simdilik adini 'Dalila' yapan Yolanda hayalindeki sehir Paris'e ulasti.




Küçük bir otel odasina yerlesen Yolanda iki yil boyunca sesini dinletmek için stüdyolari dolasti aldigi cevap hep ayniydi':'Bekleyin, size yazacagiz...' Bu dönemde Bruno Coquatrix ve 'Europe 1 kanali Olympia'da genç yeteneklere ayrilmis bir program düzeuliyorlardi:'Yarinin bir numaralari'. Bildigimiz o efsanevi yasam serüveni için hersey 1956 yilinda basladi', kaderi Eddie Barclay veLucien Morisse'in genç yetenekleri dinlemeye karar vermesiyle belirlendi: Artik Eddie Barclay onun plakçisi', Lucien Morisse ise menajeriydi. Bruno Coquatrix ise ona Fransiz Music-halllerinin kapisini açti. Daha ikinci plaginda 'Dalida' yillardir bekledigi zaferi elde etti; Hit parçasI 'Bambino' bütün radyolarda, televizyoalarda boy gösteriyordu. Bütün Paris ve Fransa : 'Bambino! Bambino! 'sözcükleriyle yankilaniyordu.
Iste bu noktaya gelebilmek için bir yldan fazla zaman gerekmisti, ancak artik zafer onundu ...



" Ciçekler Devri' "
Dalida' olayi ikinci Dünya Savasi sonrasi döneminin en büyük basarilarindan biri sayilabilir. 1956 yilindaki ilk hiti 'Bambino' dan sonra adi tam 55 defa dünya müzik listelerinde birinci sirada yer aldi, 120 000 000 tane albülmü satildi ! Bütü bu basari1arin yaninda bir çok ilki de gerçeklestirdi Dalida: Avrupa'da ilk altin plak,ardindan 'elmas plak' ödülü ona verildi,ilk'fan' kavrami Dalida ile pekisti Fransa' da ilk disko tarzi müzigi Dalida sundu, Paris Spor Sarayi gibi önemli bir sahneyi üç hafta kadar uzun bir süre dolduran tek yildiz 'Dalida' oldu. Basarilari defalarca aldigi altin, elmas(1981) ve bronz plaklarla ödüllendirildi, ayrica 1963 ve 1974 yillarinda olmak üzere iki defa 'Dünya oscarini kazandi. 5 Aralik 1963 te'Paris sehri madalyasini' ve Fransa Cumhuriyeti ödülü nü Charles De Gaulles' ün bizzat elinden aldi Fransa müzik tarihinde hiç bir sanatçinin basaramadigi bir olay... Bu denli büyük basari1arla süslü bir hayat ancak bunun yaninda oldukça hassas ve duygusal bir kadin... Yillar boyunca Dalida hayatinin puzzle ini yapti ve bozdu.





50'li yillar
Oldukça basarili yillardi Dalida için. Ona 'Mademoiselle Juke-box' lakabi takildi Dönemin bütün müzik listelerinin en ön siralarinda, hatta Edith Piaf ve Gilbert Becaud'dan bile ön sirada yer aldi Ayni zamanda özellikle genç kizlar için kendilerini, gözlerine eye-liner sürerek ona benzetmeye çalisiklarii bir 'model' oldu.






60'li yillar
60'li yillara gelindiginde, Dalida repertuarina hareketli, 'twist' tarzi parçalari da ekledi. Johnny Hallyday gibi dönemin bir çok genç sanatçisina o öncü oldu. Bu dönemde Dalida sadece Fransa'da degil, tüm Dünyada taninmis 've ödüller kazanmis bir 'tstar' haline geldi.






70'li yillar Bu dönemde Dalida özel hayatinda bir çok mutsuzlukla karsilasti ve çok aci çekti, ancak sanattaki basarisi hep ayniydi. Artik o; Yalnizligi, askta kaybetmeyi benimsemis 'olgun' bir kadindi. Repertuari da bu ölçüde farklilik kazanmisti. Artik o Léo Ferré'nin 'Avec le temps' ni, SergeLama'nim 'Je suis malade' i gibi büyük klasikleri yorumluyordu. 1974 yilinda 'il venait d'avoir 18 ans' ve'Gigi l'amoroso' isimli sarkilari ile Dünya çapinda öduller aldi. 1973 yilinda ise Alain Delon ile birlikte, o herkesin bildigi efsanevi düet: 'Paroles paroles' u gerçeklestirdi.






1976...1976 yilinda tarzina büyük bir yenilik ekleyerck 'disko' türü parçalari seslendirmeye basladi. (Dalida tarafindan 1976 yilinda seslendirilen 'J'attendrai' ilk Fransiz disko parçasidir) Artik o gösterisli, derin yirtmaçli elbiseleriyle, sahnede saatlerce çilginca dans eden bir 'show-woman' di. 1978 yilinda ise yine bir ilke imzasini atti ve 'Géneration'78' isimli parçasiyla Fransa'da ki ilk video klibi çekmeyi basardi.


1980'li yillar 1980 yilinda Dalida John Travolta'nin dans yönetmeni Lester Wilson ile çalisti ve ayni yil 'Paris Spor Sarayi'(Palais des sports') nda üç hafta sahne aldi. Bu güne dek bu kadar önemli ve büyük bir sahneyi bu denli uzun süre doldurmayi basarmis tek kadim sanatçidir. Bir kaç ay sonra, 1981 yilinda ise Dalida Olympia'da sahne alarak 25. sanat yilini kutladi. Bu dönemde, Dalida ayni zamanda televizyon ekranlarinin da en gözde sanatçilarindan biri oldu. Özellikle Maritie ve Gilbert Carpentier ona bir çok programlarini ayirdilar.

23 Aralık 2011 Cuma

Güneşi Yudumlamak




...
Sarı güneş doluyorsa bardağıma
İsterse görünmesin yıldızlar
Sevdiklerimin gözleri var.

Avniye Baruönü

Ateş


Bir ateşim yanarım, külüm yok dumanım yok 


sen yoksan mekânım belli değil, zamânım yok 


doğarken yakışmış benimsin, tenimsin, silemem 


benim senden başka sığınacak limanım yok. 


Ümit yaşar oğuzcan 

Rondo alla Turca by Mozart



Türk Marşı (özgün adı: Rondo alla Turca) (K. 331), Wolfgang Amadeus Mozart'ın bir bestesidir.
Türklerin Avrupa'da hayranlık uyandırdığı o yıllarda, Mehter Marşı'ndaki ritimden esinlenen Mozart, 11 numaralı la majör piyanosonatı'nın (K. 311) 3'üncü bölümünde "Ronda alla Turca" (Türk Marşı)'nı besteler. Bu beste halen, Türkiye Cumhuriyeti'nin tüm özel davetlerinin yanı sıra, ülke tanıtımında kullanılmaktadır.
Ludwig Van Beethoven'ında Türk Marşı olarak eseri vardır. Turkish March Beethoven (part of Op. 113 No. 4): Die Ruinen von Athen (The Ruins of Athens)

Alıntı:http://tr.wikipedia.org/wiki/T%C3%BCrk_Mar%C5%9F%C4%B1

İzleyiciler